inceleyin

Yenilikçiliğin Evrimi 28 Haziran 2021

“Yaşadığımız yüzyılın itici gücünü tamamen dijital teknolojiler oluşturuyor.”

1992 Eylül’ünde Florida’da gerçekleşen bir kongrede,  Vision 2020 yazarı  Prof. Stan Davis’i  dinledikten sonra geleceğin;  bilgi dağından, yenilikçilik dürbünü ile  görülebileceğine tamamen inanmıştım.  Harvard Üniversitesi Profesörü Stan Davis, 1995’te torunu Maggie için yazdığı ‘Monster Under The Bed‘ adlı kitabını okuduğumda ise dijital teknolojilerin toplumları geleceğe taşıyacak yegâne araç olduğuna da iyice inanmıştım.

Özetle Stan Davis,  bilginin 21’inci asırda global pazarı şekillendirecek yegane güç olduğunu ifade ediyordu. Stan Davis kitabında; ‘her iş, bilgi işine, her çalışan, bilgi işçisine, her müşteri de, hayat boyu öğrenen öğrenciye dönüşecek’ diyordu. Konuşmasının teyp kaydını almış ve yıllarca dinlemiştim. Geleceğe yönelik yorumlarında isabet oranı oldukça yüksek olduğundan kendisini 10’uncu Ulaştırma Şurası’na davet etmiş burada herkesin ilgisini çeken ve ufkunu açan anahtar bir konuşma yapmıştı. Stan Davis’in en ilgi çeken sözlerinden biri de yeni teknolojileri değişimin kaldıraç kolları olarak tanımlaması olmuştu.

İnsanoğlu 20. yüzyılda büyük farkla yenilikçilik dalgası yaşamıştır. Bunlardan biri temel fizik bilimi dalgası ile gelişen  elektriğin ve içten yanmalı motorların keşfi, ikincisi de kuantum fizik dalgasının getirdiği mikrobial bilim ile bilgisayar  bilimi  olup, Evliya Çelebi’nin dili ile  bu gelişen yeni teknolojiler ‘İnsanoğlunun  mabedine adeta tekme atmışlardır.’

Yaşadığımız yüzyılın itici gücünü tamamen dijital teknolojiler oluşturmaktadır. Bu gün dijital teknolojilerin yuvalandığı evlerimize, 1950 penceresinden baktığımızda mekanik ev gereçlerinin beyaz eşyaların hayatları değiştirdiğini görürken, geriye doğru gittiğimizde, 1900’lerde mum ve fenerler görmekteyiz. Sanayi döneminde evlerimiz elektrik ve suya kavuşmuş, bilişim döneminde bilgisayarlara kavuşmuş yeni dönemde de bilgisayarları kullanarak; genomik, nanoteknoloji, sanal gerçeklik ve robotik gibi geçmişten farklı yeni teknolojiler kullanarak; enerjiye, üretime, gıdaya ve ilaca farklı şekil verme süreçleri geliştirmiş bulunuyoruz.

1992’de Atlanta’dan San Fransisco’ya uçarken yanıma şans eseri TJ Watson Enstitüsü direktörü oturmuş, uçuş süresi boyunca bilgisayarında diferansiyel denklemleri çözmeye çalışmıştı. Merakımdan adını ve ne yaptığını sorduğumda; ‘Quantum Computing için çalışıyorum’ cevabını vermiş ve ‘Konu hakkında bana söyleyecek bir fikrin var mı?’ diye sormuştu.

Geçen süre içinde o zaman için hayal olan kuantum bilgisayarlarının bugün kullanılabilir aşamaya geldiğini görmekteyiz. IBM‘in Maersk ile ortaklaşa geliştirdiği blok zincir alt yapısı gelecekte global ticaretin omurgası olacak gibi durmaktadır.  Günümüzde ileri analitik ve tahmin teknolojileri ile gerçek zamanlı ve gerçek dünyadan veri toplama ve değerlendirme çözümlerine ulaşılması, geleneksel yaklaşımlardan çok daha hızlı yeni keşiflerin kapısını aralamaktadır. 1980 yılında, Harvard Profesorü Michael Porter‘ın ‘Rekabet Stratejisi‘ kitabında; alıcı ve satıcı arasında pazarlık gücünün, değerler zincirinin etkin ve verimli kullanılmasına bağlı olduğu ifade edilirken, bugünkü bağlantılı iş dünyasında ağ mesamatının etkinlik ve verimliliğin önüne geçtiği görülmektedir. Bu günün rekabet stratejisi; teknoloji, enformasyon ve yetenek eko-sistemlerine bağlantıların  genişliği ve derinliğine bağlıdır.    

‘İnsanoğlunun yaşam süresi uzadıkça, ihtiyaçları artmakta, yaşlılığa bağlı  yeni teknolojilere duyulan ihtiyaç da artmaktadır.’  James Coughlin,  MIT AgeLab Direktörünün 2016’da söylediği ‘Biz sadece daha yaşlı olmuyoruz aynı zamanda daha sağlıklı ve daha verimli oluyoruz‘ sözü bilim dünyasında uzun süre yankılanmıştır. Çocukluğumda ortalama ömür benim bugünkü yaşımın oldukça altındayken günümüzde kurumlarda 70’li hatta 80’li yaşlarda insanların verimli ve etkin çalıştığına şahit oluyoruz. Artık yaşlanma geçmişte olduğu gibi daha pasifleşme anlamına gelmemektedir. 1950’lerden sonra iş gücüne katılanların çoğu sahip oldukları meslekleri değil, tamamen yeni meslekleri icra etmektedir. Bugünün üniversite öğrencilerinin de 2040’larda günümüzde henüz bilinmeyen bir mesleği icra edeceğini söylersek yanlış bir öngörüde bulunmayacağımızı düşünüyorum. Yaşlılığa tersten  bakıldığında insanoğlunun hayat boyu öğrenme sürecine girdiği rahatlıkla söylenebilir. Yaşlanma  gibi yaşadığımız dünyanın yeni dinamikleri; iş dünyasını, eğitim, ulaşım, sağlık ve mühendislik alanlarını  yenilikçi  çözümlere zorlamaktadır. 

Günümüzde yaşanan teknolojik yeniliklerin hızı dikkatlice analiz edildiğinde, gelecekte değişimin sonsuza doğru genişleyeceği rahatlıkla söylenebilmektedir. Bu gün hızla gelişmekte olan nanoteknoloji ile 24 ciltlik bir ansiklopediyi nano boyuta sığdırma imkanı bulunmaktadır. Nanoteknoloji, moleküler düzeyde şekil verme yeteneği kazandırırken, insan genomesinin haritalanmasına yönelik teknolojik   yeteneğin gelişmesi insanlığı bir başka baş döndürücü sonuçlara ulaştırmıştır.  Nature Dergisi’ne göre, yakında pazara  girecek bir makine ile 15 dakikada  bir insanın genomesi çözülebilecektir. Genome çözümleri bir yana gen kodları veri tabanı (encode)  oluşturularak bir biyolojik makine ile insan bedeninin gizli şifrelerini çözmeye çalışılması, yeni tedavi yöntemlerine yeni kapıların açılması imkânı sunacaktır. Gen şifrelerine ulaşılması halinde  insanoğlu sentetik organlar dönemine merhaba diyecektir. Bu teknoloji ile bir  yandan daha uzun ömür diğer yandan da daha ucuz sağlık hizmeti mümkün olacaktır.

1956’dan bu yana tanıştığımız sanal gerçeklik teknolojisi zaman içinde Güçlü Sanal Gerçeklik’e  (Strong AI) evrilmiş bulunmaktadır. Güçlü Sanal Gerçeklik Teknolojisi ile insanların yapabildiği her şeyi  yakın gelecekte bilgisayarların da yapabileceği tahmin edilmektedir. Bu süreçte amaç bilgisayarlara insandan daha yüksek beceri yeteneği kazandırmaya çalışmaktadır.

Gelişen bir diğer önemli teknoloji de robotik teknolojisidir. 1961 yılında General Motors otomobil montaj hattında kaynakçıları riskten kurtarmak için  yerleştirilen  ilk robottan bu yana 60 yıl geçmiştir. Bu gün robotlar depolarda, üretim hatlarında, savaş alanlarında hatta evlerde insanlığa hizmet etmektedir.  Yaşadığımız yüzyılda robotik bilimi ve teknolojisi altın çağını yaşamaktadır. Sanal gerçeklik alt yapısına sahip robotların süreç yönetme becerileri geliştirildiğinde farklı çözümlerden en sağlıklı olanını belirleyebilecektir.  

Gelişen teknolojiye paralel enerji ihtiyacı; küresel ekonominin yüzde 10 büyüklüğüne ulaşmış,  ülkelerin kritik yaşam unsuruna dönüşmüştür.  Yakın tarihlere kadar ana enerji kaynağımız kömür iken 21. asırda dünyamız, daha temiz, daha ucuz ve daha bol teknoloji odaklı yeni  enerji kaynaklarına geçişi yaşamaktadır. Daha ucuz ve daha temiz enerji üretimi bir yana, enerjiyi farklı amaçlara  dönüştüren  yeni malzeme ve gereçlerin de verimliliği büyük oranda artmıştır.  

İkinci Dünya Savaşı; tarafsız kalan,  kazanan ve kaybeden her ülkeye yokluk ve kıtlık getirmiş ve savaş sonrası, her alanda oluşan büyük talep açığının kapanması için kitlesel üretim süreçleri egemen olmuştur. Bu dönemde acil ihtiyaçlarını somut ürünlerle karşılayan tüketiciler zamanla, soyut değerleri öne çıkarmışlardır. Sanayi Devrimi ile oluşan modern toplumlarda tüketici tercihleri somut parametreler ile tanımlanırken, içinde bulunduğumuz post modern toplumlarda tercihlerde soyut parametreler baskın hale gelmiştir. Yaşadığımız yüz yılda müşteri tercihlerini büyük ölçüde soyut değerler belirlemektedir. Savaş sonrası oluşan konut açığı, somut ihtiyaçlara uygun olarak tasarlanan konut projeleri ile karşılanırken yaşadığımız dünyanın post modern toplumları,  konutlarda; estetik, ergonomik ve moda gibi soyut parametreler aramaktadır. E5 Karayolu’nu kullanarak Pendik’ten Avcılar’a gidenler; somut ihtiyaçları karşılayan eski binalar ile soyut ihtiyaçları karşılayan estetik ve ergonomik yeni binaları rahatlıkla ayırabilirler. Değişen toplumsal hayatta tüketicilerin, tanımlayamadıkları daha nitelikli ürün beklentileri vardır. Müşteri istek ve beklentilerini iyi okuyanlar, tasarım değişiklikleri ile sürdürülebilir yetenek kazanarak pazara egemen olmaktadır. ‘ Nitelikli ürünleri müşteriler tasarlar‘ sözü, müşterileri değişimin kıvılcımı haline getirmektedir. Müşteri beklentilerini iyi okuyanlar ise yeni iş fikirlerine ulaşır, imkânları ölçüsünde yenilikçiliğin sahibi olurlar. Yeni dünyada müşteriler yenilikçiliğin motoru konumundadır.

Prof. Dr. Metin Yerebakan

Teknopark İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı