inceleyin

Dijital Asistanlar 30 Nisan 2021

"Hey Sir,", “Hey Alexa”, “OK Google” ya sonrası..? Sanal Asistanlar her gün biraz daha hayatımıza dahil oluyor.

Apple’ın Siri’yi tanıttığı 2011 yılından bu yana sanal asistanların kullanımı daha da yaygınlaştı. “Hey Alexa”, “OK Google” şeklinde komutlar verdiğimiz ve şu an bizim için kuaförden randevu almak gibi görevleri yerine getiren bu yapay zeka donanımlı dijital asistanlar, gelecek birkaç 10 yıl içinde emir almaktan çok daha fazlasını yapıp bizim yerimize düşünmeye başlayacak.

İnsanoğlu, son 10-15 yıldır teknolojilerin günlük hayata sızmasını ve en sıradan anlarda kendilerini göstermesini izledi. Yapay zeka etrafında dönen zayıf sinyallere baktık ve geleceğin sosyal hayatını güçlendirdik. Nihayetinde odak noktası, teknolojik gelişme değil, bunun toplumda oluşturacağı etki oldu. Ve bu etkinin ortaya koyduğu oluşumlardan biri de kişiselleştirilmeye hazırlanan akıllı asistanlar (IVA). Şu anki formları itibarıyla henüz teknolojik gelişimin zirvesinde değiller ama 2030’lardan sonrasının en değerli eserlerinden biri olarak ortada duruyorlar.

Bugün dijital asistanların yetenekleri, sadece alarm kurmanın ötesine geçmiş durumda. Asistanlar artık akıllı ev cihazlarına, akıllı elektronik cihazlara ve hatta arabalara bağlanan koordineli ve uyumlu ekosistemler oluşturuyor. Cep telefonlarından çıkıp, akıllı hoparlörler şeklinde evlerin ve nesnelerin etrafına yayılmaya başladılar. Yakında, kablosuz kulaklıklar veya Google Glass gibi ürünlere dönüşebilirler. En öncelikli büyük beklenti ise -NASA'nın "sessiz konuşma" sistemi gibi- teknolojinin, asistanlarla kas hareketleri ve sinir uyarıları ile koordine olması veya iletişim kurması. Bir sonraki adım ise fütürizm.

Yapay zeka üzerinde çalışan bir fütürist ve girişimci olan Nova Spivack, 2050 yılına kadar insanların beyin nakli yoluyla yapay zeka ile etkileşime gireceğini tahmin ediyor. Çipler, dijital asistanın işleme yeteneklerini düşüncelerimizle düzene sokarak, ikisini uyumlu ve neredeyse tekil hale getirecek. Bu kurgunun tek savunucusu Spivack değil. Google’ın baş fütüristi Ray Kurzweil de konseptin önemli bir savunucusu. Kurzweil, akıllı teknolojiye dayalı asistanları vücudumuza entegre ederek, genlerimizi ve içimizde bozulmaya neden olan biyolojik süreçleri hackleyebileceğimize inanıyor.

Bu senaryo için 30-40 yıl gibi bir süre gerekse de derin öğrenmedeki son gelişmeler, sanal asistanlar alanında ciddi etkiler oluşturmaya başladı. Örneğin, Google tarafından geliştirilen WaveNet mimarisi, doğal ses sentezlemesi için bir iyileştirme yaptı. Bu mimari, Google’ın akıllı asistanı Duplex oluşturulurken önemli bir katkı sundu. Google Duplex, insanları telefonla arayabilir, kuaförden randevu almak gibi dar görevleri yerine getirebilir. Bunu, karşı taraftaki kişi, bir makine ile konuştuğunu fark etmeden yapabilir. Bu, küçük bir görev gibi görünse de şu an için büyük bir başarı.

Her şey kullanıcılar için olsa da dijital asistanlar, kurumsal yapılar ve şirketler için de büyük önem arz ediyor. Bu akıllı asistanların çıkış noktasını daha fazla müşteri memnuniyeti oluşturuyor ve günümüz rekabetçiliğinde bir işletmenin ayrışma sağlaması için büyük önem taşıyor. Bu da yapay zeka destekli teknolojilerin her alanında olduğu gibi akıllı asistanlar segmentinde de yatırımları beraberinde getiriyor.

Google ve Nokia gibi şirketler, daha şimdiden kurumsal ve profesyonel asistanlar ortaya koymuş durumda. Google’ın bulut araması, kurumsal müşterilerine bir bilgi koleksiyonu sunuyor. Kurumsal kullanıcıları adına bilgileri organize etmek ve düzenlemek için Google, arama motorunu ve yerleşik makine öğrenimi yeteneklerini kullanıyor. Google Cloud Search, profesyonel ve ticari taahhütlere dayalı bilgiler sunduğundan ev asistanlarından farklı. Benzer şekilde Nokia, mühendislerle birlikte çalışmaya adanmış bir dijital asistan olan “Çok Amaçlı Sezgisel Bilgi Asistanı”nı (MIKA) piyasaya sürdü. Asistan, telekom operatörlerine mühendislik çözümleri sağlamak için artırılmış zeka ve otomatik öğrenmeyi kullanıyor. MIKA, önceki verileri koordine edip hesaplıyor ve sorunlara başarılı yöntemlere dayalı çözümler sunuyor. Ayrıca asistan, “öngörülü onarım” yetenekleri ile potansiyel donanım arızalarını 14 gün öncesine kadar tahmin edebiliyor.

Y KUŞAĞI DİJİTAL ASİSTANA İNSANDAN DAHA ÇOK GÜVENİYOR

2019 yılında 3,7 milyar dolar bir büyüklüğe sahip olan küresel akıllı asistan pazarı, Hint araştırma şirketi Grand View Research’ün tahminlerine göre, 2027 yılına kadar yüzde 34’lük bir büyüme ile 45,1 milyar doları yakalayacak. Sektörün en hızlı büyüyen segmentini akıllı hoparlörler oluşturuyor. Metin okuma teknolojisi 2019’un en hızlı büyüyen dijital asistan alanı oldu ve 2027 yılına kadar 27,1 milyar doların üzerine çıkması bekleniyor. Sektördeki oyuncu sayısı her geçen gün artarken, en büyük isimleri Amazon, Google, IBM Corp., Nuance Communications, eGain Corp. oluşturuyor. Bu beş isim, 2019’da genel pazarın büyük bir kısmına hükmetti.

İngiliz araştırma firması Ovum Company’nin “Dijital Asistan ve Sesli Yapay Zeka – Yetenekli Cihaz Tahmini” raporunun sonuçlarına göre, 2021 yılının sonuna kadar 7,5 milyardan fazla aktif dijital asistan cihazı piyasada yer alacak. JWT ve Mindshare’in “Kolay Konuşma” raporu ise, Y kuşağının yüzde 50’sinden fazlasının ayda en az bir kez, dijital asistanlara sesli komut verdiğini gösteriyor. Y kuşağı, dijital etkileşimlere, insan etkileşimlerinden daha fazla güveniyor.

Google da daha önce ABD’de Android’de yapılan aramaların yüzde 20’sinin dijital asistanlara sesli komutlarla yapıldığını bildirdi. Amazon’un Alexa’sını ilk benimseyenlerin yüzde 60’ı ise akıllı asistanın günlük rutinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini aktarıyor.

Hizmet tabanlı şirketler arasında iyileştirilmiş verimlilik ihtiyacının ve yapay zeka destekli akıllı sanal asistanın (IVA) tabletler, bilgisayarlar ve akıllı telefonlar gibi çeşitli cihazlar arasında entegrasyonunun bu pazarı daha da canlandırması bekleniyor. IVA’lardan alınan girdiler, kuruluşlara çeşitli pazarlama stratejileri tasarlama ve geliştirme ve bunları gerçek zamanlı olarak uygulama konusunda yardımcı oluyor. Süreçlerinde dijital asistanları kullanan pek çok perakende mağazası, müşteri etkileşimlerine yeni bir boyut ekleyerek, müşteri alışveriş deneyimini daha da ileri taşımaya başladı. Örneğin, Walmart müşterileri, yalnızca akıllı telefonlarındaki akıllı sanal asistanla konuşarak market alışverişi yapabiliyorlar.

Analistler, ses tanıma ve konuşma teknolojilerindeki gelişmelerin, pazarın hızla büyümesinin arkasındaki itici faktör olduğunu ve bunun daha da ivmeleneceğini söylüyor. Sohbet robotları ve akıllı konuşmacılar, bireylerin gereksinimlerini dinliyor, tanıyor, bunlara yanıt veriyor ve onlara çeşitli görevlerde yardımcı oluyor.

Amazon Alexa ve Google Home, 2019’da akıllı konuşan asistan segmentinde pazarın büyük bir kısmına sahip oldu. IVA, süreçleri verimli hale getirmek için insan çabasını ve müdahalesini basitleştirmesiyle, kuruluşlar için en büyük yardımcı rolünü üstlenmiş durumda. Dijital asistanlar, iş kalitesinin yanında ölçeklendirme opsiyonlarındaki riskleri azaltması yönünden de artı sağlıyor. Bu sebeple, perakende, sağlık, otomotiv, tüketici elektroniği, bilişim teknolojileri, eğitim, seyahat, e-ticaret gibi sektörlerde her geçen gün daha fazla tercih ediliyor.

Bugün sanal asistanları basit ve olgunlaşmamış uygulamalar olarak görebiliriz ancak onların gelecekteki yaşantılarımızın çok önemli bir parçası olacağı kesin. Kullanıcı deneyimi çok daha iyi hale gelecek ve etkileşimleri daha zengin ve doğal hale getirecek. Bilgileri cihaz üzerinden işleme yetenekleri yepyeni fırsatlar sunacak. Ve sanal asistanlar, günlük yaşamın birçok alanında kullanıcıyı destekleyebilecek daha komplike ekosistemler oluşturacak. Bu ekosistemin hızlıca vücut bulması için de aktörler sıkı bir çalışma içinde.