inceleyin

Sosyal İnovasyon 17 Eylül 2021

İnovasyon hem bir süreç hem de bir üründür. Bu doğrultuda, inovasyon kavramı  akademik literatürde iki farklı akıma ayrılmış durumda. Bir akım, bireysel ÜRETKENLİK, örgütsel yapı, çevresel bağlam ve sosyal ve ekonomik faktörler gibi inovasyon üreten örgütsel ve toplumsal süreçleri araştırır. Diğer akım ise inovasyona, yeni ürünler, ürün özellikleri ve üretim yöntemlerinde kendini gösteren bir sonuç olarak yaklaşır.

                                                                                                                                             

Sosyal inovasyon, nihai olarak bireylerin ve toplulukların refahını iyileştirmeyi amaçlayan kavramsal, süreç, ürün veya organizasyonel değişim anlamına gelen yeni çözümlerin tasarımı ve uygulanması anlamına geliyor. Sosyal ekonomi ve sivil toplum tarafından üstlenilen birçok girişimin, ekonomik kalkınmaya katkıda bulunurken, sosyo-ekonomik ve çevresel sorunlarla başa çıkmada yenilikçi olduğu kanıtlanmıştır. Sosyal inovasyonun potansiyelinden tam olarak yararlanmak için, kamu, kâr amacı gütmeyen ve özel aktörlerin sosyal olarak yenilikçi çözümleri birlikte inşa etmelerini ve uygulamalarını destekleyecek ve böylece sosyo-ekonomik sorunları ele almaya, daha güçlü bölgesel dayanıklılık oluşturmaya ve daha iyi hale getirmeye katkıda bulunacak etkinleştirici bir politika çerçevesine ihtiyaç vardır.

İnovasyon alanındaki uygulayıcıların, nasıl daha fazla ve iyi inovasyon üretileceğini bilmeleri gerekir. Benzer şekilde, mevzuat geliştirenler ile fonlayanlar da inovasyonu destekleyen bağlamların nasıl tasarlanacağını bilmelidir. Bir sürecin ya da sonucun inovasyon olarak değerlendirilebilmesi için, iki kriteri karşılaması gerekiyor.  Bunlardan ilki yeniliktir: Her ne kadar inovasyonların mutlaka orijinal olması gerekmese de, kullanıcı, içerik veya uygulama için yenilik getirmelidir. İkinci kriter ise gelişimdir. Bir sürecin ya da sonucun inovasyon olarak değerlendirilmesi için, bunların mevcut alternatiflerden daha etkili ya da verimli olması gerekir. Biz bu gelişim listesine daha sürdürülebilir veya daha adil olanı da ekliyoruz.

Sürdürülebilir olmaktan kasıt, hem çevresel hem de organizasyonel olarak devamlılık sağlayabilecek, yani uzun bir zaman boyunca çalışmaya devam edebilecek çözümlerdir. Örneğin, petrol sondajı veya balıkçılık gibi doğal kaynak kullanımı ile yoksulluğa getirilen bazı çözümler, kısıtlı kaynaklar nedeniyle, doğal olarak sınırlandırılmıştır. Bazı tanımlar önemsiz ve küçük inovasyonları dikkate almazken, bazıları da marjinal ve radikal inovasyonları birbirinden ayırıyor.

Özetlemek gerekirse, dört farklı inovasyon unsurunu ayırt etmek gerekiyor. Birincisi; teknik, toplumsal ve ekonomik faktörleri içeren yeni bir ürün ya da çözüm üretme ya da öne çıkarma süreci. İkincisi; ürün ya da icadın kendisi -sonucu inovasyon olarak adlandırıyoruz. Üçüncüsü; daha geniş bir kullanım alanına yayılması için inovasyonun yaygınlaşması ya da benimsenmesi. Dördüncüsü; inovasyon tarafından öne çıkarılan nihai değer. Bu akıl yürütme bize sosyal inovasyon tanımımızın ilk yarısını verir: Bir toplumsal sorun için üretilen, mevcut çözümlerden daha etkili, verimli, sürdürülebilir ya da adil yeni bir çözüm. Öncelikle inovasyon ile arasındaki en temel farklar “Ticari olmaması” ve “Toplumsal yenileşimi” sağlamaya çalışmasıdır. Teknoloji alanında yoğun olarak yapılan inovasyonun bazı olumsuz sonuçları da beraberinde getirdiği bir gerçektir.

Sosyal inovasyonla bu olumsuz sonuçların iyileştirilmesi hedefleniyor. Ayrıca teknolojik inovasyonun, sosyolojik etkileri de ele alınmakta. Teknoloji ile kurduğumuz sistemlerden pek çok insan faydalanırken, bazı kişiler de sistemin dışında kalır. Bunun da sonucu olarak, bu insanlar yoksulluk, evsizlik, bağımlılık, ayrımcılık ve işsizliğe itilmekte.  Örneğin teknoloji ilerledikçe işletmelerin maliyetleri düşer, kısa zamanda daha çok üretim yapılır ve verimlilikleri artar. Kısacası, sosyal inovasyon, insan, toplum ve gezegenimiz için sürdürülebilir bir yaşam sağlamak adına geliştirilen projelerle, var olan toplumsal, kültürel, ekonomik ve çevresel sorunlara yenilikçi çözümler üretme ve bunları hayata geçirme faaliyeti olarak öne çıkıyor.

Sosyal girişim ve sosyal inovasyon deyince akla gelen ilk isim Bangladeş’li iktisat profesörü ve bankacı Muhammed Yunus’tur (d.1940, Bangladeş – … ). Yunus, “Mikro kredi” sistemini ilk gerçekleştirenlerdendir. İlginç bir hikayesi var; 1970’li yıllarda, Muhammed Yunus, Bangladeş’li kadınların, 5 Taka (Bangladeş Para Birimi), yani 0,07 $ (0,109 TL) tutarındaki borçları nedeniyle, köle haline geldiklerini görür ve kredi almaları için banka müdürleriyle görüşür. Fakat görüşme sonrası aldığı cevap: “Yoksullar bankadan kredi almaya uygun özelliklere sahip değiller, onlar kredilendirilebilir değildir” olur. Bunun üzerine, yoksulların, kendilerine iş bulma imkanını sağlayabilmeleri için, cebindeki 27 doları 42 kişiye kredi olarak vererek, ilk adımı atar. Çünkü Yunus, girişimciliğin insanın doğasında var olduğuna inanmaktadır. 1976 yılında yoksulları girişimci yapmak amacıyla, “Muhammed Yunus “Mikro kredi” konusunda öncülük eden Grameen Bankası’nı kurar. 2006 yılında ise, bu projesiyle kendisine Nobel Barış Ödülü verilir.

2015 yılında ABD’nin Seattle şehrinde 400 kişinin yaşadığı Providence Mount St. Vincent Huzurevinde “Kuşaklararası Öğrenme Merkezi” adında açılan anaokulu da sosyal inovasyona bir örnektir. Bu proje ile 1-5 yaş arasındaki çocukların yaşlılarla iletişime geçmesi sağlanarak gelecekte kuşak çatışmalarının önüne geçmesi hedeflenmiştir.  Çocuklar yaşlanma sürecini ve engelli insanlarla iletişime geçmeyi öğreniyor, sevgi dolu bir ortamda zaman geçiriyorlar. Bu proje yaşlılar için de faydalı çünkü yaşlılar çocuklarla iletişime geçerek onlara deneyimlerini aktarıyorlar ve işe yaradıklarını hissediyorlar.

Sosyal inovasyon, sadece sosyal problemlere çözüm aramakla kalmıyor ayrıca nesli tükenen hayvanlar, biyolojik çeşitliliğin kaybolması, ozon tabakasının delinmesi, çevre kirliliği, su kaynaklarının tükenmesi gibi doğal sistemlerimizin zarar görmesinin de önüne geçmek için çaba sarf etmeyi de kapsıyor.

Hitachi sosyal inovasyon adına çalışanların duygusal durumunu takip etmek için bir cihaz tasarladı. Kredi kartı büyüklüğünde olan bu mutluluk ölçüm cihazı (Human Big Data) ile çalışanların mutluluk düzeyi ölçülüyor. Böylece işyerinde verimliliği arttırmanın en önemli unsuru olan mutlu çalışan sayısını arttırmaları, motivasyon çalışmalarını geliştirmeleri için firma sahipleri yönlendiriliyor. İşletmelerin artık kendilerine “Nasıl daha fazla kâr sağlarız” sorusunun yanında, “Sosyal alanda nasıl yenilik yaparız?”, “Mevcut sosyal problemlere yeni çözümler bulabilir miyiz?”, “Potansiyel sosyal sorunlara ne tür çözümler üretebiliriz?” sorularını da sormaya başlamaları gerekmektedir. İşletmelerin bu alanda üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve kamu kuruluşları ile iş birliği içinde olmaları geleceğin en büyük hedefi olacaktır.