inceleyin

Patenti Konuşmaya Hazır Mıyız -3 ? 07 Kasım 2019

Eğer bir mucitsen, dünyanın en çok satan ürününü tesadüfen bulabilirsin

Merhabalar,

Bu yazıda bahsetmek istediğim sıradan bir patent hikayesi değil. Hayatımıza tamamen tesadüfen girmiş ve buluşçusuna milyar dolarlar kazandıran; hani şu masamızın üstünde, küçük, büyük, kalpli, çiçekli, ajandalarımızda, panolarımızda, bilgisayarlarımızın kenarında, her yerde rastladığımız sarı küçük yapışkan not kağıtlarının ilginç doğuş hikayesinden bahsetmek istiyorum.

Aslında POST-IT ismi; 3M COMPANY adına tescillenmiş tanınmış bir marka, ama bizler ismi ürünle o kadar özdeşleştirdik ki, her sarı yapışkan kağıda POST-IT diyoruz.  Bu konuya başka örnekler de verebiliriz; bir kağıt ürünü olan SELPAK veya PVC Profil markası olan PİMAPEN gibi. Hepsi aslında şirketlere ait ürünlerin marka isimleridir.  Ama sektörde lider durumda olan bu markalar, zamanla ürün gurubu ismi haline dönüşmüştür. Marka konusuna daha sonra detaylı değinmek isterim ama şimdi hikayemize geri dönelim.

Genel bir söylem vardır; patentler ihtiyaçlardan ve yaşanan zorluklardan ortaya çıkar şeklinde. Post-İt bu genellemeye girmeyen örneklerden biridir.

Buluşun ilk ilk tohumlarının nasıl atıldığından bahsetmek istiyorum. Hikayemiz 1900'lü yıllarda kurulan, Minnesota Mining and Manufacturing ve zamanla 3M ismi ile tanınan şirkette çalışan Arthur Fry ve Dr. Spencer Ferguson Silver ile başlıyor. Her ikisi de 3M’de çalışan iki mucittir.

Dr. Spencer Silver ve ekipte bulunan mühendisler, başta Amerikan Hava Endüstrisinde ve birçok alanda kullanılmak üzere dünyanın en güçlü yapıştırıcısını bulmak üzere birçok çalışma yaparlar. Evet, odak nokta en güçlü yapıştırıcıyı bulmaktı. Ama bu arada yapılan çalışmalarda ortaya çıkan ve gözden kaçan, hatta çöp olarak görünen önemli bir özellik bulmuşlardı. Bu yapıştırıcılardan bir iki tanesi hem dik yüzeylerde tutuş sağlıyor, hem de ardında bir kalıntı bırakmıyordu. Daha sonra Silver bu maddeyi “çıkarılabilir mikroküre”  olarak adlandıracaktı. Laboratuvarda bu süreçler devam ederken Arthur Fry devreye girdi.

Arthur Fry; ürün geliştirme mühendisi olarak 3M firmasında faaliyet gösteren oldukça başarılı bir çalışandı. Fry, katıldığı bir törende elinde tuttuğu kitapta kaldığı yeri işaretleme için kitap ayracı ve küçük kağıtları kullanıyordu. Her seferinde kağıtların düşmesi Fry’ın aklına Silver’ın anlattığı hafif, iz bırakmayan yapıştırıcıyı getirdi. Fry, meslektaşı Silver'in anlattığı yapışkanı bir kağıt parçasına sürerek, kitapta istediği sayfaları işaretlemede kullandı ve işe yaradığını gördü.

Fry, daha sonra yapışkanlı kağıda bir not yazarak patronu Bob Molenda'nın yapacağı sunum raporuna bu kağıdı yapıştırdı. Bu hareketle bu küçük yapışkanlı kağıtlar bir iletişim aracı olarak kullanılmaya başlanmış oldu.

Post-it markası ile piyasaya sürülen bu ürün, 3M firması tarafından 1993 yılında 5,194,299' patent no ile kayıtlara geçirilmiştir. Daha sonra ürünle ilgili pazarlama stratejisi geliştirilmiş, önemli firmalara ve yönetim kurulu başkanlarına gönderilerek, ürünün bugün ki masamıza kadar getirilmesi sağlanmıştır.

Sonuç olarak diyebiliriz ki; bazen tahmin etmediğimiz, çöp gördüğümüz çalışmalar, farklı alanlarda milyarlarca dolar kazandırabilir. Dolayısıyla Ar-Ge çalışmalarında alınan her çıktı değerlidir. Yeter ki hedefe giderken, yolda karşımıza çıkanları görmezden gelmeyelim.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere…

 

Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları ile ilgili sorularınız için:

Teknopark İstanbul

Patent Uzmanı
Nurcan ALTAY
naltay@teknoparkistanbul.com.tr

0216 999 70 25
Saygılarımızla,
Teknoloji Transfer Ofisi