inceleyin

Patenti Konuşmaya Hazır Mıyız -2 ? 06 Kasım 2019

Merhabalar;

Patent farkındalığını arttırmaya yönelik yaptığımız çalışmaların bir parçası olan güncel patent hikâyeleri ile yazı dizimize devam ediyoruz.

https://gallery.mailchimp.com/8a426c361d1c45d875206cd43/images/b5e58a33-8197-4323-ad6a-08bfef4305aa.jpg

Hikaye- 2

“O BİZİM KIYMETLİMİSSSSSS”
Size ne hatırlatıyor? :)
Eminim bilmeyen yoktur.
Evet, meşhur Yüzüklerin Efendisi serisinden GOLLUM’un bu sözü hafızalara kazınmıştı.
Yüzüklerin Efendisi serisi 93 Milyon Dolar bütçe ile 871,5 Milyon Dolar gişe hasılatı yapmıştı.

Muhteşem karakterler, bambaşka bir dünya, hayal edemeyeceğimiz değişik canavarlar ve türler ile o garip dünyanın içinde kaybolmak heyecan vericiydi.
Peki, bu yaratıcı zihnin kitaplarda anlatılan o muhteşem dünyanın sinemaya uyarlanması nasıl bu kadar başarılı oldu?
Tabi ki, teknolojiyi sinemaya uyarlayan başka yaratıcı beyinler sayesinde.

Gollum tam anlamıyla bir bilgisayar efekti değildi. Peki o hareketler, o gerçekçilik nasıl sağlanıyordu?
Gollum’un hareketleri aslında bir insan tarafından yapılıyordu. Andy Serkis’ın canlandırdığı bir Hobbit karakter olan Smeagol’ın, yüzüğü bulduktan sonra dönüştüğü farklı bir tür olan Gollum’un sırrı ise Motion Capture tekniğiydi.

Motion Capture, motion tracking, mocap veya Türkçesiyle Hareket Yakalama; daha gerçekçi bir 3 boyutlu modelleme için insan, hayvan veya bitkilerin, hareketi sırasında kayıt yapabilme özelliğine sahip cihazların yaptıkları kaydı, dijital ortama aktarması işi olarak tanımlanmaktadır.

Aslında uzun zamandır bu teknik ile filmlerde birçok karakter yaratıldı. Ama tekniğin bir kıyafete uyarlanarak kafa, yüz, parmaklar gibi mimik ve kıvrım hareketlerine kadar yansıtması, bu noktalara yerleştirilen hareket algılayıcı kameralar ile üç boyutlu model üzerine aktarılması ile gerçekleşmektedir. Bu yapılan buluşla, karakterler son derece gerçekçi bir hal almış diyebiliriz.

 


Avatar, King Kong, Star Wars, Maymunlar Cehennemi gibi filmlerde bu tekniği görmemiz mümkün. Tekniğin, 2005 yılında Lucas Film tarafından patent başvurusunun yapılması ise beyaz perdede daha çok karşımıza çıkmasını sağlamıştır. Bu patent başvurusuyla, Motion Capture tekniğine ait bilinmeyenler de gün yüzüne çıkmış oldu.

Yöntem; en az bir hareket yakalama işaretine ve izlenecek bir nesnenin geometrisine karşılık gelen en az bir sanal yapıya sahip olan, bir ya da daha çok destek yapısı arasında bir konumsal ilişki üretilmesini ve destek yapılarının izlenecek nesne üzerine konumlandırılmasını içeriyor. Yöntem aynı zamanda, bir ya da daha fazla kamera görüntüsü ile destek yapıları üzerindeki bir ya da daha fazla işaret arasındaki ışın izlerinin, etkili bir miktarının saptanmasını ve saptanmış etkin ışın izi niceliğinin, bilinen bir işaret dizilişi ile hızlandırılarak sanal yapının bir yönlendirmesini tahmin etmeyi içeriyor.

Patent diline bakıldığında karmaşık gelen Motion Capture tekniği özetle; oyuncunun özel bir kıyafet giyerek rolünü oynaması ve kıyafet üzerindeki alıcılar sayesinde, tüm vücut hareketlerinin ve mimiklerinin algılanarak, bilgisayar ortamında hayali bir karaktere adapte edilmesi esasına dayanıyor. Sinemanın büyük heyecan yaratan filmlerinde yer alan Motion Capture, sinemaseverlerle birçok fantastik karakteri buluşturmuş ve buluşturmaya da devam edecek gibi görünüyor.

Bir sonraki yazıda buluşmak üzere :)

Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları ile ilgili sorularınız için:

Teknopark İstanbul

Patent Uzmanı
Nurcan ALTAY

naltay@teknoparkistanbul.com.tr

0216 999 70 25
Saygılarımızla,
Teknoloji Transfer Ofisi